SİTEYE ÜYE OL 
Genel Bölgeden Güncel Röportaj İçimizden Biri Sanatkarlarımız Esnaflarımız Spor Vefat İz Bırakanlar İlçemiz İlimiz
PROF.DR.SAFİ ARPAGUŞ BEYİN BİR YAZISI
PROF.DR.SAFİ ARPAGUŞ BEYİN BİR YAZISI
Sitemiz yazarı Prof.Dr.Safi Arpaguş beyin yazısı...

Tarih: 6.2.2017      Okunma: 1396     Haberi Yorumla    Haberi Yazdır        Haber : Prof.Dr.Safi Arpaguş 
 


 

 

SİTEMİZ SOSYAL MEDYA ADRESLERİ

ÖLÜMÜ ÖLDÜRMEK (ŞEB-İ ARÛS)

Sevgili Dostlar, Aziz Hemşehrilerim!

“Hoca durup dururken neden ölümden bahsetme ihtiyacı duydu” diyenlerimiz olacaktır. Haklı olabilirler, ancak hayatı anlama ve anlamlandırmak ölümü idrak etmekten, ölümü anlamak da şu misafirhane olan dünya hayatını etraflıca tanımak, anlamak ve anlamlandırmakla mümkün olacaktır.

‘Her nefsin mutlaka tadacağı’ (Ankebût, 29/57) ölüm, gerçek âleme doğmak ve ebedî hayatı kavuşmak’tır.  Tasavvufî anlayışta insanın aslına dönmesi, Allah’a kavuşması ve ‘Allah’tan olanın Allah’a dönmesi’ (Bakara, 2/156) olarak değerlendirilmektedir. Allah dostları ölümü irâdî ve zarûrî olarak ikiye ayırmışlar, onlara tabiî gelen rûhun bedenden ayrılmasından daha çok ‘ölmeden önce ölmek’ düstûruyla, fenâ mertebelerinde mesafe almak ve Hakk’ın varlığında bekâya ulaşmak olduğu için bunun yollarını aramışlardır. Çünkü, ‘tenin ölümü hayattır, ten yok olursa ruh ebedîleşir’ buyurur Hz. Mevlânâ! (Mesnevî, III/3396) Bu anlamda ölüm, varlığın fenâ bağından bekâ iklimine doğru yol almasıdır. Yunus Emre’nin ifade ettiği üzere; âşıkların ölmeyeceği, ölenin sadece can taşıyan beden (hayvan) olduğu bu anlayışın bir sonucudur.

Bu anlayışın en güzel örneklerini gördüğümüz Mevlevî gelenekte ölüm şeb-i arûs olarak nitelendirilmiş, damlanın deryaya kavuşması, sevenin sevgiliye vuslatı olarak değerlendirilmiştir. Mevlânâ’ya göre ölümsüzlük ancak rûhî hayatın tekâmülü ile elde edilebilir. Ruh ancak Allah’a yaklaşıp vuslat elde ettiği zaman ölümsüzlük kazanır. Hiç şüphesiz uyku haline bile vahdete dalmak diyen bir geleneğin bu yaklaşımı yadırganır bir şey değildir.

“Hangimizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratan.” (Mülk, 67/2) Yüce Kudret; “Her nefis ölümü tadacaktır.”(Enbiyâ, 21/35) “Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm” (Cuma, 62/8) “Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde bile olsanız mutlaka sizi bulacaktır” (Nisa, 4/78) buyuruyor.

Ölüm...! Tatları, zevkleri, söndüren ölüm...

Ölüm, en alımlı gerçeğimiz bizim... Ölüm suskunluklar ve sessizlikler içinden gümbür gümbür ses getiren sırlı kelime.. Değişmez kaderimiz ve varlıkta muhteşem hakikatimiz bizim... Kaçışı olmayan, kurtuluşu bulunmayan güzellik... Başa gelecek, bir kez ve herkes yaşayacak onu kimsesiz ve tek başına... Kim bir kez düşürse aklına, çekse bir kez ciğerlerine, uzatsa başını bu ağır kelimenin altına bir yanık mahzunluk ve acı düşüverir ki içine, insan hiç sönmeyecek sanır...

Analar, babalar, evlatlar hep aynı sihirli kelime ile kendilerine gelirler. Fakat her nedense hemen herkes başına gelmeden önce böyle bir gerçeğin varlığı ile yokluğu arasında gidip gelmektedir. Sonra hep olduğu gibi âniden karşılaşınca bir köşe başında ateş düştüğü yeri yakmakta, ortalığı bir âhü figan kaplamaktadır.

Zaman öldükçe yaklaşır ölümün de zamanı... Âdemle yeryüzüne inen, ilk insanla yürürlüğe giren kanundur o. Bazen âsûde bir bahar ülkesidir rinde, bazen bir gül, seher vaktinde açan, lâkin vatandan ayrılışın ıstırabıdır hep o sırlı kelime...

Değerli Dostlar!

Belki çok uzak, belki çok yakın bize ölüm.... Aslında bize ne uzak, ne yakın ölüm... Yüksek duvarların ardında harabelere sakladıkça, kendimizden uzaklaştırdığımızı sandığımız da o, iç odalarda Yasin’lerle Sûre-i Mülk’lerle yıkayarak sabaha ulaştırdığımız da o... Yalancı hayata gerçek teselli, metafizik âleme gerçek dokunuş...

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya

Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya.

Öyle ya, ölüm bir sudur akan, kendi bildiğince. Endişe, korku, kaygı, heyecan... Ne vefasız geçmiş yetişir imdada...; ne gelecekten bir umut kalır... Süslerinden sıyrılır dünya, takılarını atar bir bir, şuhluğu kaybolur kurşûnî düşünceler arasında. Bir yol uzanır, bütün köprüler ebedî illere doğru bağlar o yolu. Bin kez ölenler her gün, ve yaşayanlar hayatı Circisleyin bilirler o vakit ölmediğini canların. Hani,

Ten fânidir can ölmez, ölenler geri gelmez

Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil.

İlahi adalet başlar ölümle ve ölüm eşitler herkesi. Cebi, yeni bulunmayan bir beyaz bezdir sarılan insana bir kaç metre... Fakir mi, zengin mi? Sultan, ya kul mu? Beyaz mı, zenci mi? Kadın, ya erkek mi? Sorun, yaşlı mı genç mi? Uyanın canlar, Allah aşkına uyanın! ölüm rüya mı gerçek mi?

Bir alemden başka bir aleme geçişse eğer, sâhi bu âlemlerin rüyası hangisi, hangisi gerçeği... Dünya mı asıl yurt yoksa ötelerin ötesi mi? Ölüm yokta varlığa yol veren geçit, toprağın altında bir saklambaç, Bazen bir makber nağmesi, bir Yunus ilâhisi, belki de bir şeb-i arûs semâsı... Ölüm; pusuya yatmış, doğduğumuz günden beri seyretmekte bizi...

Ne kötü bir dünya bu, sevgisiz acımasız

Yaşarken doludizgin, ölüvermek apansız.

Aziz Dostlar!

Ölümden korkmak, her gün ölmek demek... Çıkmaz sokakta kaybolmak gibi bir şey...

Ölüm herkes için mutlak, mukadder ve muhakkak... Ağladıkça her ölenin ardından biraz daha öldürür bizi bu korku. Ölümü öldürmedikçe insanoğlu, bulmadıkça âb-ı hayat iksirini, içmedikçe kana kana bengisu pınarından, rastlaşmadıkça Hızır ile İlyas’a...

Güzel ölümdür kurtuluş bize bu korkudan... Öyle bir yaşamak olmalı ki lügatımızda, ömrümüzü; sonu kurtuluşa çıkan ilâhî ve aydınlık bir yol yapsın önümüzde... İnsan bu yolda ne bir ara duraklasın, ne de bu yoldan bir an sapsın ve yönelsin başka yönlere... Öyle yaşamalı ki hayatı, insan gibi..., müslümanca..., mü’min tavırlarla süslenmiş..., en şerefli varlık olarak..., Doğuşta verilmiş fıtrî ve asil bütün özellikleri taşıyarak..., Ve ölüm ile karşılaştığımız zaman bu insanî değerlerden hiçbir kayıp ve fire vermeden..., Her fânî gibi ölümü karşılamak ve bekâ âlemine kanat açmak pupa yelken..., Sevgilinin kucağına, Rahmet Denizi’ne doğru akmak..., Sâkin ve nazlı bir edâ ile... Şerefle doğmak..., ve bu âleme şerefle vedâ etmek...Ve tabii ki en mühimi de ömür gergefine şereflilerle yaşanmış, şerefli bir hayatı nakşedebilmek... Ve yolculuğu tamamlamak, ilâhî huzurda yüzü ak, Sevgili Efendimiz’e lâyık olarak... Kısacası;

Yâdında mı doğduğun günler, ağlarken sen gülerdi âlem,

Öyle bir hayat sür ki, olsun mevtin sana hande, âleme mâtem.

İsterseniz bu gerçeği hayat üzerinden ifade eden şu sözlerle bitirelim hasbihalimizi…

“Hayat bir nefestir; ALDIĞIN KADAR!

Hayat bir kafestir; KALDIĞIN KADAR!

Hayat bir hevestir; DALDIĞIN KADAR!”

Kıymetli Dostlar!

Anlarınızda, demlerinizde, gece ve gündüzlerinizde nasibiniz hep Allah rızası olsun! Cenab-ı Hak bizlere sağlık, âfiyet ve mutlulukla geçen hayırlı ömürler, vakt-i saati gelip bu âlemden ebediyet yurduna yöneldiğimizde de hayırla göçmeyi nasib eylesin… Bizden evvel bu yolculuğa çıkmış büyüklerimize, hocalarımıza, ahbâb ve yârânımıza, üzerimizde hakkı bulunan tüm dost ve kardeşlerimize ganî ganî rahmet eylesin. Mekânları cennet olsun!

Allah’a emanet olunuz.

*****

Not: Bu sitede dostlarımızın ve sevdiklerimizin sağlık haberleri kadar ebediyet yolculuğuna çıkanların haberleri ile de sıladan gurbete nefes olup birer Fatiha göndermemize vesîle olan Ali Acar ağabeyimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Allah kendisinden razı olsun!

*****

h A B E R E  Y o r u m  Y a z

                                                Bu Haberlere Yapılan Yorumlar  (  0 )

Tüm Yorumlar

 

GHK ORTAOULU ESKİ MÜDÜRÜ İSMET KÖPRÜLÜ

 Muhterem KAYA

. . .
ÖLÜMÜ ÖLDÜRMEK (ŞEB-İ ARÛS)

 Prof.Dr.Safi ARPAGUŞ

. . .
SABIR SELAMET VE ZAFER

 Muzaffer TAŞDEMİR 

. . .
İLÇEMİZDE ESKİ BAĞ KÜLTÜRÜ

 Berç SÖZÜDOĞRU

. . .
KENDİSİ OLABİLME KEDİSİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK

 Nafiz  ULUKUŞ

. . .

BAĞ-KURLULARA MÜJDE!

 Oğuzhan DÖĞEN

. . .
Rıza Abinin Arkasından

 Rıza ŞENTÜRK (Çığır)

. . .

KUTLU DOĞUM HAFTASI

 Şükrü  EROL

. .
HAYATIN CİLVESİ, KADER

 SELEME ACAR

. .
PKK GİDİYOR DİYE ÜZÜLMEYİN

 Ahmet Mehmet SALİHLİ

. .
MESEL ANLATICILAR

 Av.Mahmut Tokgözoğlu 

. .
12 EYLÜL ÖNCESİ VE SONRASI

 Mustafa  TURGUT

. .
Ulema sahneden çekilince ne oldu?

 Siyami  AKYEL

. .
İLÇEMİZ TARİHİ MİNİ ÇARŞILARINDAN

 Ali ACAR

. .

 
Genel Haber
Bölgeden Haber
Güncel Haber
Hayatın İçinden
İçimizden Biri
Sanatkarlarımız
Esnaflarımız
Spor
Siyaset

İz Bırakanlar
Röportaj
Sizden Gelenler
Gurbettekiler
Haberiniz Var mı?
Özlü Sözler
Resimlerde Anılar
Eski Meslekler
Kurum Kuruluşlar

Kültür ve Etkinlikler
İlçemiz
İlimiz
Köylerimiz
Mahalle Muhtarlarımız
Anket Sonuçlarımız
Duyuru
Vefat
  Anasayfa

Ziyaretçi Defteri
Foto Galeri
Sohbet
Arşiv

         Sitemizdeki tüm haber ve araştırmalar site editörlerine aittir. İzinsiz kesinlikle kullanılamaz.

                               gumushacikoylu.net@gmail.com

Bölgeler ve Şehirler Bölgeler ve Şehirler

Siteye Hangi İl ve Ülkeden Giriliyor İzlemek İçin
Amasya, Gümüşhacıköy, Hacıköy, Hacıköylü, Gümüşhacıköyden Resimler, Gümüşhacıköy Haber, Sohbet ve Anılarda Gümüşhacıköy, Ali Acar, Hokumet, Hukumet, Hükümet, Radyo, Gazetesi, Tv, Gümüşhacıköy Resimleri, Gümüşhacıköyden Fotoğraflar,Gümüş, Gümüşhacıköy, Köyü, Gumus, Merzifon, Suluova, Kabaoguz, Kabaoğuz, Gümüşhacıköy Turna Bağlar, Kabaoğuz Şenlikleri, Köprülü Mehmet Paşa Camii, gümüşhacıköy bedesteni, gümüşhacıköy saathanesi, leblebi, gümüşhacıköy hamamı,Gümüşhacıköy Keşkek, Cumara Mahallesi, Adatepe Mahallesi, Ulubel Mevkii, ulubel, keltepe mevkii, hacıyahya mahallesi, saray mahallesi, artıkabat çay mahallesi, kilise, beylik çayırı, taşköprü, amasyakent.com, kabaoguz.net, amasya platformu amasyaplatformu