SİTEYE ÜYE OL 
Genel Bölgeden Güncel Röportaj İçimizden Biri Sanatkarlarımız Esnaflarımız Spor Vefat İz Bırakanlar İlçemiz İlimiz
ESKİ MESLEKLER
ESKİ MESLEKLER
Geçmişte yapılan meslekler şimdi tarih oldu..

Tarih: 06.02.2015      Okunma: 11141     Haberi Yorumla    Haberi Yazdır        Haber : Ali ACAR 
 


 

 

SİTEMİZ SOSYAL MEDYA ADRESLERİ


Lonca, Osmanlı döneminde aynı şehirde yaşayan esnaf ve zaatkarların mesleki birliklerinin oluşturduğu bir organizasyon şeklidir. Hiyeraşik bir yapıya sahip olan Loncalar, idarede söz sahibi olurken, loncanın başında bulunan, esnaf şeyhi ve esnaf kethüdasını loncaya kayıtlı esnaflar seçer, kadı sicile kayıt ederdi.

 

1-Üye Sayısını, üretilen malların kalitesi ve fiyatlandırılması yapmak

2-Esnaflar arasındaki haksız rekabeti önlemek,

3-Esnaf ile devlet arasındaki ilişkileri düzenlemek,

4-Üyelere kredi vermek

 

-Her lonca 6 kişiden oluşur bunlar meslekte en eski olan tecrübeli yaşlılardan oluşur bunlara “usta kurulu” denir, bunlarda kendi aralarında en yaşlı olanı başkan seçer ve şeyh adını alır.

 

-ŞEYH: Çıraklık ve ustalık törenlerini yönetir ve cezaların uygulanmasını sağlar.

-KETHÜDA: Loncayı dışarıda temsil eder, hükümetle ilişkileri düzenler.

-NAKİP: Şeyhi temsil eder, esnaflarla şeyh arasında aracılık yapar.

-YİĞİTBAŞI: Disiplin ve esnafa hammadde dağıtımın sağlar.

-EHL-İ HİBRE: 2 kişiden oluşur, meslek sırlarını bilen, mal kalitesi ve fiyatları belirler.

 

LONCA KURULUŞLARI DIŞINDA LONCA TEŞKİLATIYLA İLGİLİ DEVLET GÖREVLİLERİ ARASINDA

 

KADI: Lonca birliklerinin en üst makamıydı. Esnaflar arasındaki uyuşmazlıkları çözer ve locanın 6 kişilik kurulunun seçilmesini onaylar ve görev alırdı.

 

MUHTESİB: Çarşı ve pazarın denetimini yapar, malların fiyatlarını kontrol ederdi.(Zabıta)

 

ESNAF ÜRETİCİLER VE HİZMET ERBABI OLARAK İKİYE AYRILIR

1-ÜRETİCİLER: Hammaddeyi işleyerek mal haline getiren esnaftır.(Bakırcı, Fırıncı, Demirci gibi…)

2-HİZMET ERBABI: Toplumda gerekli hizmeti yapan esnaf türü (Hamallar, Berberler gibi…)

 

Ahilik, çırak, kalfa, usta şekliyle biçimlenen yükselme aşamalarıyla üretimde ve ticarette uymak zorunda oldukları ahlaki kurallardır.

Temelinde Ahilik’le başlayan Lonca sistemi


 
ESKİ MESLEKLER
 
ARZUHALCİ: (Para Karşılığı Mektup ve Dilekçe Yazan)


Mektup, dilekçe ve benzeri resmi yazıları bir başkası için yazma işidir. Arzuhal sözcüğü “Dilekçe” anlamına gelir. Arzuhalciler, genelde çeşitli devlet kuruluşlarının yakınında, sokakta seyyar resmi dilekçe yazan kişilerdir.

ATTARCI : (Şifali Ot ve Bitki Satan Eskinin Eczacıları)
Attarlar usta-çırak usulüyle yetişen, ilaç yapımında kullanılan hammaddeleri satan ve ilaç hazırlayan esnaf topluluğuna denirdi.

AYYAZLAR :(Konaklarda Hizmet Edenlere Verilen isim)


yük konaklarda bekçilik, geleni karşılama, oda kapılarında emir için bekleme, yemek servisi yapan kişilere verilen isimdir. Ayazlar bulundukları konaklarda odun kırar, su taşır, çarşı pazar işlerine bakar ve gerektiğinde kayıkçılıkta yaparmış. Ayvazlar’ın konaklarda kaldığı yerler ahır ya da ambara bitişik olan mekanlardır, bunlara da ayvaz evi denirmiş.

BACACI : (Baca Temizleyen)
Yangınların çoğunluğu temizlenmemiş bacaların kurumlarının tutuşmasıyla çıkar. Baca temizliğinin büyük önemi vardır. Baca temizlikleri kış ayı girmeden temizlenir, fırınlardaysa her ay bacaların temizlenmesi gerekmektedir. Bu işi yapanlara bacacı denir.

BASMACILIK : (Kalıp İle Kumaş Üzerine Baskı Yapmak)
Üzerine kabartma şekiller oyulmuş kalıpların boyaya batırılıp kumaşa bastırılarak kumaşın desenlendirilmesi işidir.  Basmacılar, genellikle masa örtüsü, nevresim ve yazma gibi eşyaların üzerine desen yapar, basmacılıkta kullanılan kalıplar genellikle ıhlamur ağacından yapılırmış.


 BERBER: (Berberler Eskiden Başka Meslekleride Yapardı)

Eskiden berberler saç sakal kesme dışında, sünet, hacamat, dişçilik, sülükçülük, kellik, uyuz ve bit tedavilerde yapardı.


BOCİTCİ :(Su Taşıma Kabı Yapan)

Eskiden orak ve harmanlarda ve tarlalarda çalışanların  içinde su taşıdığı ve içtiği alete bocit denir.  Bocit tahtadan 30-40 cm boyunda çam ağacından elde edilen tahtadan etrafı çemberle çevrili üst kısmında elle tutulan, içine su doldurmak ve içmek için iki deliği olan su kabıdır.


MİŞGER :(Bakırcılık Yapanların Mesleği)
Bakır kolay işlenebilir bir madde olduğu için dövme, kabartma, reyme ve soğuk çekme suretiyle bakıra çeşitli şekiller verilmek suretiyle alet, edevat, süs eşyası, silah ve sanat ürünlerinin yapımında kullanılmıştır. Bunları yapanlara mişger yada bakarcı denmektedir.


 KARTGERAN : (Bıcakcılık Yapanların Mesleği)
Bir sapla bu sapa geçirilmiş kesici bir ağzı bulunan kesme aygına bıçak, bunu yapanlara bıçakcı denir. Eski usule göre bıçak, örste dövülerek yapılırdı. Ham çelik, yapılacak malzemenin ölçülerini de kesilir, kesilen parça dövülmeden önce ocaklarda kor haline getirilir, örsün üzerinde dövülür, soğuyunca yeniden ocakta kor halini alıncaya kadar beklenir, tekrar dövülür ham çelik istenilen inceliğe gelince bıçağın ağzı keskin hale gelinceye kadar devam eder. Bıçağın kullanır hale gelmesinde 30-35 işlemden geçmesiyle elde edilirdi.


BİLEYCİ : (Sokaklarda Bileycilik Yapanlar)
Bıçak ve ona benzeyen aletleri seyyar sokaklarda çarka tutup bileyleyen iş koluna, bileyci, bu türlü kesici ve yarıcı aletlerin belli aralıklarla bileylenmesi gerektiği için bileycilik meslek olarak süre gelmiştir.

ÇARIKCILIK : (Çarık Yapanlar)
Aykabının olmadığı dönemlerde ayakkabı yerine kullanılan, işlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen bir iple sıkıca bağlanan ve ayakkabı olarak kullanılan çarıklar yapılır bunları yapanlara da çarıkçı denirdi.

CAMGER : (Camcılık Yapanlar)

Eskiden camcı esnafı, ahi ocağı aracılığı ile devlete bağlı bir meslek grubuydu. “Camger” adı verilen ustalar kendi aralarında çeşitli uzmanlık bölümlerine göre ayrılarak çalışır. Sandık ya da tane hesabıyla satılan cam işlerinin üretimi İstanbul’da Eğrikapı, Tekfur Sarayı, Bakırköy, Eyüp, Balat ve Ayvansaray olmak üzere belirli merkezlerde toplanmış halde hizmet verirdi.


CELEP: (Mal Pazarlayan)

Canlı hayvan ticaretiyle uğraşan, hayvan pazarlarında koyun, keçi ve sığır gibi hayvanların alım satımı ve ticaretini yapan kişilere celeb denir.


CEZZAR : (Kasaplara Verilen İsim)
Cezzarlar, tıpkı ciğerciler gibi omuzlarında üzerine etler dizilmiş bir sırık, ellerinde etleri kesecek büyük bir bıçak ve bellerine bağlı bir peştemmallarıyla sokaklarda dolaşarak et satan kişilere cezzar denirmiş.

ÇERÇİCİ : (Sokaklarda İncik Boncuk Satanlar)
Sokak ve pazar yerlerinde dolaşarak ufak tefek eşyalar satan çerçiler, çorap, eldiven gibi giysiler; kumaş, makara, boncuk, iğne, dantel gibi malzemeler; çaydanlık, tava, cezve benzeri mutfak eşyaları ve plastik eşyalar satar kişilere verilen isimdir.

ÇIĞIRKAN : (Simsarlık Yapanlar)
Herhangi bir şey üzerine ilgi toplamak, müşteriyi çekmek için yüksek sesle bağıran kişilere verilen isim. Çarşı pazarlarda kendine mahsus edebiyatıyla hitap eden, sokaklarda seyyar dolaşan satıcıların her birinde çığırkan çalışması zorunlu gibiydi. Eskiden İstanbul Mahmutpaşa’da ve kapalı çarşıda her dükkanın bir çığırkanı vardı.

ÇIRACI : (Ateşi Tutuşturmada Kullanılır)
Eskiden ısınma ve enerji kaynağı olarak kullanılan odun yakmakta, atölyelerin üretiminde, evlerin ısınmasında odun kullanılırmış daha sonra kömüründe çıkmasıyla birlikte bunları tutuşturmak için, çam gibi reçineli ağaçlardan elde edilen çıralar çarşı ve pazarlarda demetler halinde satılırmış bu mesleği yapanlara çıracı denirmiş.


ÇİVİCİ ( MIHCI): (Elde Çivi Yapanlar)

Sivri uçlu metal. baş kısmı başlıklı diğer ucu sivri bir şekilde, ağaç, tahta malzemelerini bir birine tutturmak için kullanılan malzemedir. Eskiden çivi ve mıhları  demirci leratölyelerinde eller yapar kullanımına göre, gövde kısmı düz, rig, helikan (vidalı) şekilde istenildiği gibi yapılırmış bunlara yapanlara çivici denirmiş.

ÇİLİNGERAN: (Anahtar ve Kilitcilik Mesleği)

Çilanger kelimesi Farsça bir kelime olup, kilit, anahtar ve bu türden ince demircilik işleri yapan meslek gurubuna verilen isimdir. Çilingirlik, yüzyıllar öncesine dayanan en eski mesleklerdendir. Çilingir, kendi başına ve belirli bir süre içerisinde, işlemeyen kilitleri açma, kilit ve anahtar yapma sanatıdır.


ÇÖMLEKÇİ: (Çömlek Yapan Ustalar)
Toprak ya da kil’i şekillendirip fırınlayarak eşya yapma işidir. Çömlekçiler çanak, çömlek, testi, sürahi, bardak, vazo, küp gibi çeşitli eşyalar yapan kişilere verilen isimdir. Çömlekçilik ilk olarak MÖ 7000’li yıllarda ortaya çıkmış bir meslek grubudur. Bir çok eski tarihi veriler ve bulgular çanak, çömlek kalıntılarından elde edilmektedir. 

DEĞİRMENCİ: (Değirmen Çalıştıranlar)
Buğday, arpa, mısır ve benzeri tahılların parçalanıp öğütüp, elekten geçirdikten sonra un haline getirilmesi işidir. Bu işin yapıldığı yerlere “değirmen” denir. Değirmenler insan yerine hayvan ya da su gücü gibi farklı bir güç kaynağından yararlanılan ilk yerlerden biridir.


 DESTANCILAR: (Destan Satan Kişiler)

Pazar yerlerinde destan yazılmış bir olayı anlatan, teybe aldığı kasetten dinleten aralarda kendi sesiyle bağırarak anlatan, kağıda basılmış destanları satan kişilere destancı denir.

DEMİRCİ: (Demircilik Mesleğini Yapanlar)
Demirciler demiri, kızgın ateşte ısıtıp yumuşatırlar. Sonra “örs” adı verilen bir çelik parçasının üzerine koyup çekiçle döverek şekil vermek suretiyle, tırpan, orak, çapa, kazma, balta, keser gibi çeşitli araç ve gereçleri yaparlar. Demirciler ayrıca çekiç, balyoz, nal, çivi, kapı kilidi gibi pek çok şey yaparlar.

DIMBICI : (Dımbı Yayık Ustası)

Tereyağ ve ayran yapmak için ahşaptan boyu 1 – 1,5 metre olan, alt kısmı geniş ve kapalı, üst kısmı dar ve açık olan dımbı içine koyulan yoğurdu dövmek için saplı uçunda bir yuvarlak ağaç parçası takılan, adına bişek denilen bir aletle dımbının içinde yoğurt dövür, dövülen yoğurdun  yüzünde tereyağı oluşur, suyla inceltilen yoğurt ayran şeklini alır. 


 ESANSCI: (Sokak  ve Pazarlarda Koku Satanlar)
İki kapaklı dört tarafı cam bir kutu içine yerleştirilmiş, küçük şişelerde esans satanlara esanscı denir. Esancılar genellikle köy, kasaba ve şehirlerdeki pazar yerlerinde, kahvehane, lokanta gibi toplu yaşama mekanların da dolaşır; belli ücret karşılında bir miktar esansı bir enjektör aracılıyla müşterilerin üzerine püskürtüler.

HAKKAK: (Oymacılık Sanatı)

Bir yazıyı yada şekli tahta, metal, taş veya mermer üzerine kazıma usulüyle yazı yazan kişiye hakkak denir. Bu teknikle kumaş baskısı yapan (ıhramul ağacından hazırlanan yemeni baskı kalıpları) hazırlayanlarda birer hakkak’tır.


HALLAÇ (ATIMCI): (Yün ve Pamuk İşleyen)
Yün ve pamuğu, yay ve tokmak gibi özel aletlerle kabartma yapanlara hallaçcı denir . Hallaç’lar tarafından kabartılan yün ve pamuk, yastık, yorgan, şilte yapımında kullanılır. Hallaçlara, işlerini yaparken yünü ve pamuğu bir yerden bir yere attıkları için “atımcı” da denir.

HANCI : (Han Çalıştıranlar)

Eskiden oteller yoktu insanlar bir yerden bir yere gitmek için at ve atlı arabalar kullanır gideceği yere vardığı zaman konaklayacağı zaman, hayvanlarının ve kendi kaldığı yerlere han denirdi.


HASIRCI: (Hasır Yapan Kişi)
Hasır, kurumuş bitki sapları ve saz gövdelerinin birbirine geçirilmesiyle örülen, genellikle taban döşemesi bazen duvar ve tavan kaplaması olarak kullanılan bir cins yaygı olup bu işi yapanlara hasırcı denir.

HARAT: (Zurna Yapan Ustalar)

Davulun yanında çalınan üflemeli bir çağlı türü olan zurna, kalın zerdali ağacından yapılır. Üç kısımdan oluşan zurna, baş kısım “mezik” şimşir ağacından,  mezik kısmının ucuna metem denilen kamıştan yapılmış uç takılır, ağız kısmı “alt çanak”, geniş, orta kısmı dar, 8 tanesi büyük nota deliği, 7 tanesi cin deliği küçük olmak üzere, zurna 15 delikten oluşmaktadır. Zurna yapan ustalara harat denir. 


HATTATLIK: (Elle Yazı Yazma Sanatı)
Güzel yazı yazma sanatı, hat sanatında kalem olarak daha çok kamış kullanılmıştır.

GÜVEYİ DONATANLAR : (Düğün Merasimlerini Sunan)

Düğünlerde damat’ın elbise giydirme merasiminde, damat elbisesini giydirme merasimini yapanlara verilen meslek dalıdır.


 GÜNNÜKCÜ: (Gün İçinde Yevmiye Çalışan)

Gün içinde bağ, bahçe, tarla ve muhtelif işlerde çalıştırılmak için tutulan yevmiye usülü iş görenlere verilen isimdir.


KAĞNICILAR: (Kağnı Yapanlar)

Eskiden yük taşımak için öküzlerin koşulduğu 3 ana parçadan oluşan kağnı, tekerlek kısmı 2 tekerden oluşuyor, ok kısmı tekerleğin üzerinden önde uçların birleştiği kısım, boyunduruk kısmı ise hayvanların bağlandığı yerden oluşmaktadır.


KALAYCILIK: (Kalaycılık Yapanlar)
Bakır kapların kalayla kaplamasını yapanlara kalaycı denir. Kalaycılar kalaylanacak kabın ezik yerleri varsa örs ve çekiçle düzeltir ve kum ve kömür kullanarak kalaylanacak kapları temizler, parlatır ve kalayla kaplar. Sağlık açısından kalaylanmamış bakır kaplarda pişirilen yemekler zehirlenmelere yol açabilir.

KAŞIKCILIK: (Kaşık Yapan Kişiler)

Önce topraktan yapılan kaşıklar daha sonra tahtadan ve madenden yapılmaya başlanmıştır.Tahta kaşıklar daha çok şimşir, ardıç, gürgen, meşe, armut, karaagaç, gibi ağaçlardan, metal kaşıklar demir, bakır, pirinç, gümüş ve altından yapılmaktadır.Bu mesleği yapanlara kaşıkçı denmektedir.

KASSARLAR: (Havuzlarda Halı Kilim Yıkayanlar)
Eski kayıtlarda kassar şekline tesadüf edilen çarpıc kelimesi, Türk diline “Çırpmak” kökünden gelmiştir. Boyalı şeyleri çarpıp suya vuran anlamına gelir. Kassar’lar ise özel bir şekilde inşa edilmiş taş havuzlarda halı, kilim, tülbent, keçe ve benzeri şeyleri  suda çırparak yıkayan temizleyen kişilere denirdi

KAŞ-İGERAN: (Çini Sanatını Yapanlar)

Çini, toprağın pişirildikten sonra şekil verilip kap-kacak, tabak, vazo, sürahi ve çeşitli süs eşyaları yapımına dayalı bir sanattır. Fayans, porselen tabak, seramik gibi eşyaların süslenmesinde kullanılan bir yüzü sırlı, renkli dekor ve motiflerle işlenmiş kaplama malzemesiyle işlenmiş eşyalara çini, bu süsleme işine de çinicilik denir.


 KEMANKEŞLER: (Ok Ustası, Öğreticisi)
Eski dönemlerde ok ve yay kullanan ve bunu öğreten hocalara verilen isim. Osmanlı fethettiği her yere bir Okmeydanı inşa ederdi. İstanbul’da da bir Okmeydanı kuruldu buraya birde okçular tekkesi yapıldı. Tekkede toplantı, idman salonlarının yanı sıra hocalar için özel daire, kemankeş denilen okçulara ücretsiz dağıtan bir aşevi vardı. Okmeydanında, ok savurmak için okçu lisansı sayılan kabze alınması şarttı. Bunun için 900 gez (596 m) mesafeye ok düşürmek gerekiyordu.

KESECİ: (Hamamlarda Kese Yapan)
Hamamlarda yıkanmak için gelenleri yıkayan ve keseleyenlere verilen isimdir.

KEÇECİLİK: (Keçe ve Yün İşlemesi Yapan)
Keçe, yün, kil ya da pamuğun ıslak ortamda çiğnenip dövülerek liflerinin birbirine kaynaşmasıyla elde edilen ve örtü, yaygı, çadır, giysi yapımında kullanılan kaba kumaştır.

KUMAŞ BOYAMA: (Kumaş Üzerinde Boyama Yapanlar)

Boyama işi insanlığın var oluşundan bu yana olan bir meslek dalıdır. Kumaş boyama işinde, insanlar giysilerini süsleyen veya kumaşların diğer kullanımı için boya kullanılmış, eskiden boyalar hayvan ve bitkilerden elde edilen malzemelerden yapılırmış.


KÜLECİ: (Ağaçtan Taşıma Kabı)
Külek; bal, yoğurt, yağ, pekmez, süt gibi gıda maddelerini saklamaya, taşımaya yarayan kulplu veya kulpsuz mutfak aleti. Külekler sayesinde çabuk bozulabilecek yiyecek ve içeceklerin taşınması, bozulmalarının önlenmesi, muhafaza edilmesi sağlanır, küleklerin yapılması kendine özgü bir şekli vardır. Külek yapımında beyaz dut, siyah dut, sultani söğüt ve ceviz ağacından elde edilen kerestelerden yapılır, istenirse sap ve kapakta takılırmış.

KÜPÇÜLÜK: (Küp Yapan Kişiler)

Eski dönemlerde toprak eşyalar, kap, kazan, tencere ve küp benzeri eşyalar yapılır. Küp toprağı 2 çeşit olur, killi toprak ve silisin karışımından oluşur.

KOŞUMCU: (Hayvanların Arabalar Koşan Kişi)
Hayvanların araba, kağnı gibi araçlara, saban, pulluk gibi aletlere koşulmasını sağlayan kayış takımıdır. Koşumcu, çeşitli koşum parçalarını yapan kimsedir.

KÖY KATİBİ : (Köylerin Hesap Kitap ve Resmi İşlemlerin Yapan)

Eskiden köylerde sürekli yapılacak işleri takip etmek için, aylık veya senelik ücret karşılığı, köylülerin arasında topladığı parayla, Köy Katibi, Köy Korucusu, İmam, Sığırtmaç görevlendirilir. Bunların arasında köy katibleri, köyün hesabını kitabını, resmi yazışmalarda köyye yardım eden, okumuş yazmış mevzuattan anlayan kişilerden köy katipleri olurdu.


MACUNCU: (Çeşitli Karışımlardan Yapılan Şekerleme)
Baharatlı, tarçınlı, yumuşak ve yapışkan şekerlemeyi yapma işidir. Macuncular, tepsileriyle ya da arabalarıyla sokaklarda dolaşırlar. Macun tahta bir çubuğa dolanarak satılır. Macunun çilekli, limonlu, portakallı, naneli gibi farklı çeşitleri vardır.

MAHYACILAR : (Camilerde Minare Aralarına Işıklı Levha Döşeyen)
Ramazan ve bayram gecelerinde çift minareli camilerde iki minare arasında gerili iplere kandiller asarak yazı yazma sanatıdır. İslam dünyasında sadece Türk’lere özel olup bu meslek İstanbul’da gelişmiş bir sanattır.

MUSAVVİR : (Tasviri Şekil ve Resim Çizen)

İslam sanatında minyatüre “tasvir” minyatür sanatçısına da “musavvir veya nakkaş adı verilmiştir. Metin açıklamak amacıyla kitap sayfalarına veya bir albüm içinde toplamak için tek yaprak halinde suluboya ve altın, gümüş yaldızla yapılan minyatürler, ışık gölge oyunlarıyla derinlik duygusu kazandırılmaya yarayan küçük boyutlu resimleri yapanlara musavvir denir.


NAHHAT : (Yontan Sanatı)

Naht ağacı yontarak kabartma şekil vermek suretiyle yontma, oyma sanatıdır. Nahhat’ın sözlük anlamı marangoz, doğramacı, ağaç oymacısı, taş yontucusu anlamına gelmektedir.


 NALBANT : (At Eşek Gibi Hayvanların Ayaklarına Çakılan Demir)
Nalbantlık, At, eşşek, katır gibi binek ve hizmet hayvanlarının toynaklarına koruma amacıyla nal çakma zanaatına nalbantlık denir.

NALINCI – TAKUNYACI : (Hamamlarda Giyilen Tahta Terlik)

Ceviz, dut ve meşe gibi suya ve aşınmaya dayanıklı ağaçlardan yapılan ve ayakkabı niyetine giyilen, hamam ve ıslak zeminlerde ayağa giyilen üstü atkılı, yüksek tabanlı ağaçtan ayakkabıya nalın veya takunya denir bunları yapanlara nalıncı veya takunyacı denir.  


 ODABAŞI: (Han Kahyası)

Han’ların idaresi, han’ın içindeki dükkanların, odaların kiralanmasına bakan kişilere verilen isim. Odabaşı aynı zamanda Yeniçeri ocağında yüksek rütbeli kıdemli zabit demek.

OKUYUCU: (Düğün Davetiyelerini Bildiren)

Halk arasında okuyucu olarak bilinen kişiler, düğün sahiplerinin verdiği listeye göre hısım, akraba ve tanıdıkları dolaşılarak, düğüne davet eder. Okuyucu sözlü olarak gittiği yerde düğün sahibini, düğün gecesi, kına geçesi, gelin hamamı gibi bilgileri söyler davetini yapar, buna mükabil hediye ve bahşişler verilir.


 ORAKÇI  : (Eskiden Ekin, Buğday Biçen Kişiler)
Orak, ekin ve ot biçmede kullanılan, yarı çember biçiminde, yassı, ensiz keskin ağızlı bir bıçak ve bu bıçağa bağlı bir saptan oluşan bir tarım aracıdır. Orağı kullanana, orakla ot, arpa, buğday gibi tarım ürünlerini biçenlere orakçı denir.

SABANCI: (Eskiden Çift Sürülen Alet)

Eskiden toprağı çift sürmeye yarayan bir tarım aracıydı. Ağaçtan yapılan sabanın ön taraftaki uzun, arka tarafı kısa olan üçgen şekliyle birbirine geçen bir düzenek, sabanın oku, uç tarafına sağlı sollu boyunduruk denen yere öküzler bağlanır, arka tarafında üsten elle tutulur altında toprağı sürmek için demirden uçla toprak sürülür. Bunu yapanlara sabancı denir.


 SAKALAR  : (Su Taşıyan Su Satanlar)
Evlere para karşılığında su taşıyan kişilere saka denir. Bu 19. yüzyılın sonuna kadar devam etti. Saka, her gün bıraktığı kırba sayısı kadar evin kapısının kenarına tebeşirle çizik atar, eskiden her evde kuyu yada yakınında bir çeşme bulunurdu ama çeşmeler kalabalık olduğu için o dönemde evlere su taşıyanların yaptığı bir meslek dalı olan sakalar loncası hizmet veriyordu.

SARACİYE : (At, Eşeklerin Koşum Takımlarını Yapan)
Araba koşumları, binek veya çeki at takımları, eyer, semer gibi bütün takımların deri ve meşinden olan kısımlarını yapma ve tamir etme işidir.

SAPÇILIK : (Eskiden Aletlerin Saplarını Yapan Meslek Dalı)
Sap bir aletin, bir kabın elle tutularak kullanılan kısmıdır. Sapı yapanlara da "sap ustası" denir. Kazma, bel, kürek, balta, keser, çekiç ve benzeri gibi aletlerin sapları aletlerin boylarına ve kullanılacakları amaca göre seçilir. Saplar eğer balta, kazma gibi fazla güç gerektiren işlerde kullanılacaksa bunlar için meşe, gürgen, kavlak (çınar), dut gibi sağlam keresteli ağaçlar tercih edilir. İstiflenen saplar istenilen boyutlarda kesilerek ortalama on gün kadar güneşte bekletilerek sağlamlığı ölçülür ve fırınlanır. Daha sonra da istenilen aletlerde kullanılmak üzere ayrılır

SAYACI : (Eskiden Ayakkabı Yapanlar)
Ayakkabının yumuşak olan ön yüzene denir. Eskiden ayakkabıların çıkarıldığı kapı önündeki bölümlere saya denirdi. Zamanla saya kelimesi ayakkabıcı anlamına gelmiştir.

SAVATCILAR : (Eşya Üzerine Süs Yapma Sanatı)
Arapça kara anlamına gelen sevad sözcüğünden gelen savar, gümüş üzerine kara nakışlar yapılan bir sanat dalıydı. Savat yapılmadan önce bu işlemin yapılacağı eşyanın üzerine, kalemkarlar tarafından çizimler yapılır ve savatcılar belirli miktarda gümüş, bakır, kurşun ve kükürt karışımından elde edilen bir alaşımı dövüp tülbenten geçirdikten sonra ince siyah toz halindeki savat, kalemkarın yapmış olduğu motiflerin üzerine kuru olarak sıvanır veya ekme yapılır, toza boraksla karıştırıp macun halini alır sonra sürme suretiyle de savat yaparlardı.

SEDEFCİLİK : (Süsleme Sanatı)
Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz, sert bir madde ile süsleme sanatı.

SEMERCİLİK : (Binek Hayvanların Sırtına Vuralan)

Beygir, katır, eşek gibi hayvanların sırtına yük bağlamak bazen de binmek için kullanılan, ağaç bir iskeletin sazla doldurulmuş “yatak”tan oluşan üstlüğüdür. Semer genellikle ağaç, çuval ve sazdan yapılır. Yük bağlamak ve binek hayvanına rahat binmek için kullanılır. Semerler boyunlu ve çatal semer olarak ikiye ayrılır.

SELECİLER : (Osmanlı Döneminde Ruhsatlı Dilenciler)
Ruhsatlı dilenciler, yünden hırkaları, ellerinde alemleri, başlarında hasırdan destarları olan dilenciler 16. ve 17. yüzyıl Osmanlı’sında 7 bin taneydi. O yıllarda bakacak kimsesi olmayan, bir iş yapamayacak kimselere cer kağıdı denilen dilenme ruhsatı verilirdi. Ruhsatı olmayanın dilenme izni yoktu. Ancak bunu pek önemseyen yoktu, bunun için tanzimattan önce hepsini kontrol altına almak amacıyla bir esnaf zümresi kabul edildi.

SEPİCİLİK : (Deri İşlemi Sanatı)
Hayvan derilerini bazı işlemlerden geçirerek kullanılabilecek hale getirme işidir. Sepicilerin hazırladığı deri, genellikle ayakkabı, çanta, ceket, semer gibi eşyaların yapımında kullanılır.
Sepicilik, “debbağlık” ve “tabaklık” olarak da adlandırılır.

SEDEFKARLIK : (Eşyaların Üzerine Süsleme Yapma)
Sedef üzerinde çalışma, sedef kakma eşya yapımıdır. Bu işi yapan ustalara da sedefkar denirdi. Sedefkarlık Osmanlılar’da önemli bir meslekti. Osmanlı Sarayında sedefkarların çalıştığı özel atölyeler vardı. Bunlar, tahtlardan saltanat kayıklarına kadar, padişahların pek çok eşyası üzerinde bu ince sanatı uygulama imkanı buluyorlardı.

ŞERBETÇİLİK : (Eskiden Sokaklarda Şerbet Satanlar)
Meyve suyuyla şekerli suyu karıştırarak “şerbet” adı verilen içeceği yapma işidir. Şerbetçiler, şerbeti “şerbet güğümü” ya da “tuluk” adı verilen özel kaplarda ve soğuk olarak satarlar.

SEPET HAMALI : (Sepetle Hamallık Yapanlar)
Çarşı ve pazarda yükleme, boşaltma ve taşıma işleri hamal esnafı yapardı. Hamalların güçlü loncaları vardı. Hamallık mesleği çoğu kez babadan oğula geçerdi. Pazarlarda sebze ve meyve taşıma işini küfeci’ler yapardı.

SEPETÇİLİK : (Eskiden Sepet Örenlere Verilen İsim)
Bitkilerin saplarını ve ağaçların genç dallarını örerek eşya yapma işidir. Sepet yapımında genellikle mısır ve saz bitkilerinin sapları ve söğüt, kestane, fındık ağaçlarının genç dalları kullanılır.


 SIĞIRMAÇLIK: (Sığır Çobanı)

yde yaşayanlar insanlardan hayvanları olanlar belli bir ücret karşılığı sığırtmaçlar tutar, bu sığırtmaçlar köy meydanından sabah topladıkları hayvanları gün içinde yaylıma götürür ve akşamda aynı şekilde köy meydanına getirirler bu mesleği yapanlara sığırtmaçlık denir.


SIHIYE – İĞNECİ : (Hastalara İğne Yapanlar)

Eskiden hastaneye uzak olan yerlerde doktorların yazdığı iğneleri insan vucuduna enjekte etmek için meslek olarak iğnecilik yapan sıhıyalar vardı. Her köyde, mahallede, bu işi bilen yapan sıhıyalar hastalara iğne yapardı. Sıhıyalar sağlıkcı olmanın yanında askerde öğrenenler eskiden çoktu ve hasta reçetelerindeki iğneleri bu kişilere yapardı.


RENÇBER : (Çiftçilik Yapan Kişi)

Çifçilik yapan kişi anlamına gelen rençberlik, geçimini topraktan temin edendir.


TABAKCILIK : (Deri İşleme Sanatı)
Ham ve yaş olarak işlenmesi için tabakhaneye getirilen derilerin işlenmesini yapan meslek dalına  tabakcılık denir.

TANZİFATÇILAR : (Eskiden Kapılardan Çöp Toplayan Kişiler)
Sokaklarda çöp çıkaran diye bağırarak sokaklarda dolaşıp, evlerin kapılarını çalarak aldıkları çöpleri sırtlarında küfelere koyarak taşıyanlara verilen isimdir. Yani eskiden çöpcülere verilen isim.

TEKERLEKÇİ : (Tekerlek Yapan Kişilere Verilen İsim)

Tekerlek ya da teker, daire veya çember şeklinde, bir esken etrafında döndürülerek öncelerinde kalın tahta ve ağalardan daha sonralarında, tahtadan yapılan yere temas eden kısımlarına demir veya çember kaplamak suretiyle yapılan, çoğunlukla taşıma işlerinde kullanılan araçlara takılarak dönmesiyle hareket eden bir malzemedir.


 TAŞ İŞÇİLİĞİ : (Taş İşçilğiyle Yapılan Meslek Dalı)
Taşı sanatkarane bir şekilde işleyen, kemer ve nakış süsleme yapan taş ustaları vardı. Taş işçiliği önemli bir meslek dalıydı bu işi yapan ustalar, camiler, çeşmeler, köprüler, hanlar, hamamlar, kervansaray inşa etmiş olup, bu sanat dalıyla bugün bile hayranlıkla izlenen benzersiz örnekler ortaya koymuşlardır.

TENEKECİ : (Teneke Ustalarına Verilen İsim)
Tenekeleri keserek ve şekillendirerek çeşitli eşyalar yapma sanatıdır. Tenekeciler, çatı oluğu, soba, boru, huni, fıskiye, yağ ve peynir kapları gibi pek çok şey yaparlar.

TIRPANCI : (Tarlalarda Tırpan Biçen Kişiler)
Tırpan ise, uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, arpa, buğday gibi ekinleri biçmeye yarayan hafifçe kıvrık, uzun çelik bir bıçaktır. Tırpan sallayanlara, tırpan atanlara, yani tırpanla ot, arpa, buğday gibi tarım ürünlerini biçenlere de tırpancı denir.

URGANCILIK : (Eğirmeyle İpleri Birleştirerek Yapıla Sanat)
Keten, kenevir, pamuk gibi bitkilerin liflerinden “urgan” adı verilen ince halat yapma işidir. Halı, kilim ve benzeri dokumaların üretiminde urgan kullanılır.

ZEMBİLCİLİK : (Hasırdan Yapılan Taşıma Kabı)
Hasırdan ya da sazdan örülerek yapılmış kulplu torbaya zembil denir. Selçuklular’ın ve Osmanlılar’ın günlük hayatında zembil eşyalarının büyük önemi vardı.

ZERGERAN : (Kuyumcu Mesleğini Yapan)
Zer’in kelime anlamı Altın manasına gelmektedir. Altını işleyen, değerli metal ve değerli taşları kullanılarak üretilen takı, ziynet, süs eşyası ve hediyelik eşyaları satanlara zergeran denirdi.

ZERGUDAN : (Altın ve Değerli Taşları İşleme Yapan)
Altını işleyen, değerli metal ve değerli taşları kullanılarak üretilen takı, ziynet, süs eşyası ve hediyelik eşyaları yapanlara zergudan denirdi.

ZERNİŞANİ : (Altın ve Değerli Taşları Süsleme Yapan)

Altını işleyen, değerli metal ve değerli taşları kullanılarak üretilen takı, ziynet, süs eşyası ve hediyelik eşyalar üzerinde süsleme yapanlara  zernişani denirdi.

ZERZAVATCI : (Seyyar Salata Malzemesi Satan Kişiler)
Zerzevat sebze manasına geliyordu. Bostanlarda yetiştirilen sebzelerden, maydonuz, dereotu, salata, hıyar, turp, marul gibi sebzelerin uzmanlaşmış satıcılarına zerzevatcı denir.

TEZHİP (MÜZEHHİP) : (Yazma Sanatı)
İslam yazma kitap sanatlarında elyazmalarının, murakkaların, divanların, külliyatların boya ve altınla süslenmesi yaygındır. Bu tür yapıtlara müzehhep tezhip yapan sanatçılara da müzehhip deniyordu.

ZIRHCI : (Şavaşcıların Üslerine Giydiği Elbise)

Zırh, savaşlarda askerlerin göğüs göğse savaştıkları zaman, düşmanın silahından korunmak için zırh, miğfer ve kalkan gibi şeylerle kendilerini korurdu. Böyle olunca zırh sektörü bu alanda hizmet verirken zırh yapan meslek gurupları varmış.


ZİHGİRCİ : (Ok Atarken Parmağa Takılan Yüzük)
Ok’un arkasında parmağını taktığın yüzük. Yay çilesinin başparmakla çekilip bırakılmasıyla, parmağa takılan yüzük tekniğiyle yay çilesi çekilirken, el mandalı diye tabir edilen özellik kapatılır ve başparmağa takılan yüzük hem parmağı çilenin baskısından korur, hem de atışa olumlu katkı sağlar.

YAYIKCI : (Yayık Yapan Ustalar)

Yoğurttan yağ ve ayran elde etmek için silindir şeklinde iki kenarı dar ortası geniş ahşap tahtadan yapıymış olan yayık iki tarafına ip bağlanarak asılı bir şekilde sallamak suretiyle yağ ve ayran elde edilir.


YEMENİCİLİK : (Yemeni İşi Yapanlar)

Anadolu’daki üretimi eskilere dayanan yemeni geleneği, Yemen’den Halep’e oradan da bize ulaşmıştır. Rivayete göre yemeniyi ilk yapan usta Yemen Ekber’den geliyor. Yemenin tabanı ile yüzü önce birbirine dikiliyor. Sonra içi dışına çevriliyor. Tabanı manda yada sığır derisinden, astarı koyun derisinden, çevresi oğlak derisinden, siyah ve kırmızı renklerde üretilirdi.


YORGANCILIK : (Yorgancılık Mesleğin Yapanlar)
Yorgan dikme işidir. Yorgancılar, pamuk ya da yün gibi bir dolgu malzemesini iki kumaş arasına yerleştirirler. Sonra elde dikerek bunu yorgan haline getirirler. Yorgan dikilirken, üzerine çeşitli motifler de yapılabilir.



h A B E R E  Y o r u m  Y a z

                                                Bu Haberlere Yapılan Yorumlar  (  0 )

Tüm Yorumlar

 

GHK ORTAOULU ESKİ MÜDÜRÜ İSMET KÖPRÜLÜ

 Muhterem KAYA

. . .
ÖLÜMÜ ÖLDÜRMEK (ŞEB-İ ARÛS)

 Prof.Dr.Safi ARPAGUŞ

. . .
SABIR SELAMET VE ZAFER

 Muzaffer TAŞDEMİR 

. . .
İLÇEMİZDE ESKİ BAĞ KÜLTÜRÜ

 Berç SÖZÜDOĞRU

. . .
KENDİSİ OLABİLME KEDİSİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK

 Nafiz  ULUKUŞ

. . .

BAĞ-KURLULARA MÜJDE!

 Oğuzhan DÖĞEN

. . .
Rıza Abinin Arkasından

 Rıza ŞENTÜRK (Çığır)

. . .

KUTLU DOĞUM HAFTASI

 Şükrü  EROL

. .
HAYATIN CİLVESİ, KADER

 SELEME ACAR

. .
PKK GİDİYOR DİYE ÜZÜLMEYİN

 Ahmet Mehmet SALİHLİ

. .
MESEL ANLATICILAR

 Av.Mahmut Tokgözoğlu 

. .
12 EYLÜL ÖNCESİ VE SONRASI

 Mustafa  TURGUT

. .
Ulema sahneden çekilince ne oldu?

 Siyami  AKYEL

. .
İLÇEMİZ TARİHİ MİNİ ÇARŞILARINDAN

 Ali ACAR

. .

 
Genel Haber
Bölgeden Haber
Güncel Haber
Hayatın İçinden
İçimizden Biri
Sanatkarlarımız
Esnaflarımız
Spor
Siyaset

İz Bırakanlar
Röportaj
Sizden Gelenler
Gurbettekiler
Haberiniz Var mı?
Özlü Sözler
Resimlerde Anılar
Eski Meslekler
Kurum Kuruluşlar

Kültür ve Etkinlikler
İlçemiz
İlimiz
Köylerimiz
Mahalle Muhtarlarımız
Anket Sonuçlarımız
Duyuru
Vefat
  Anasayfa

Ziyaretçi Defteri
Foto Galeri
Sohbet
Arşiv

         Sitemizdeki tüm haber ve araştırmalar site editörlerine aittir. İzinsiz kesinlikle kullanılamaz.

                               gumushacikoylu.net@gmail.com

Bölgeler ve Şehirler Bölgeler ve Şehirler

Siteye Hangi İl ve Ülkeden Giriliyor İzlemek İçin
Amasya, Gümüşhacıköy, Hacıköy, Hacıköylü, Gümüşhacıköyden Resimler, Gümüşhacıköy Haber, Sohbet ve Anılarda Gümüşhacıköy, Ali Acar, Hokumet, Hukumet, Hükümet, Radyo, Gazetesi, Tv, Gümüşhacıköy Resimleri, Gümüşhacıköyden Fotoğraflar,Gümüş, Gümüşhacıköy, Köyü, Gumus, Merzifon, Suluova, Kabaoguz, Kabaoğuz, Gümüşhacıköy Turna Bağlar, Kabaoğuz Şenlikleri, Köprülü Mehmet Paşa Camii, gümüşhacıköy bedesteni, gümüşhacıköy saathanesi, leblebi, gümüşhacıköy hamamı,Gümüşhacıköy Keşkek, Cumara Mahallesi, Adatepe Mahallesi, Ulubel Mevkii, ulubel, keltepe mevkii, hacıyahya mahallesi, saray mahallesi, artıkabat çay mahallesi, kilise, beylik çayırı, taşköprü, amasyakent.com, kabaoguz.net, amasya platformu amasyaplatformu