SİTEYE ÜYE OL 
Genel Bölgeden Güncel Röportaj İçimizden Biri Sanatkarlarımız Esnaflarımız Spor Vefat İz Bırakanlar İlçemiz İlimiz
GÜMÜŞHACIKÖY´DE ESKİ KIŞ GÜNLERİ
GÜMÜŞHACIKÖY´DE ESKİ KIŞ GÜNLERİ
Sitemiz köşe yazarlarından Berç beyin Gümüşhacıköy´de eski kış günlerini anlatan nostaljik bir yazısı...

Tarih: 27.02.2012      Okunma: 5404     Haberi Yorumla    Haberi Yazdır        Haber : Berç SÖZÜDOĞRU 
 


 

 

SİTEMİZ SOSYAL MEDYA ADRESLERİ

Yeni Çeltek Linyit kömürünün sabahtan akşama kadar  karakışa meydan okurcasına bigayret yanarak kızıla kestiği kuyruklu kömür sobası, o yıllarda her Hacıköy’lünün evinde olduğu gibi bizim evde de ısıtma görevi yanında yemek de pişiriyordu. Radyo akşam 7.oo haberlerini veriyor, Demirel ve Ecevit mutat olduğu üzere birbirlerine verip veriştiriyordu. Dışarıda  tipi Dikmen’den aldığı yelin motivasyonuyla daha bir acımasız yağıyordu. Sobanın üstünde bir tencere pişmiş bulgur pilavı yiyin beni diye feryat ederken diğer tencerede  pişmeye yüz tutmuş Sarayözü köyü tereyağıyla  halvet olmuş Güllüce köyü mercimeğinin etrafa yaydığı mis gibi koku açlığımızı daha da tahrik ediyordu. Tütün seçme odasında gün boyu tütün seçme ve balya yapmanın verdiği yorgunlukla açlık el ele verip koalisyon yapmış ve aile fertlerimizin gardını tamamen düşürmüştü. Elimizdeki  işin bitmesini ve sabırsızlıkla sofraya oturacağımız anı bekliyorduk.Kardeşim’ bir ses var galiba.Kapı sesine benzer bir ses duydum dediğinde hepimiz acaba sorusu ile dikkat kesildik.

 

İki ayrı sokağa bakan , iki kapılı ve bir buçuk katlı 6 büyük odadan müteşekkil evimizin çıkmaz sokağa bakan tek kanatlı kapısından içeri girildiğinde antre, banyo.her biri 20’şer metrekarelik 4 oda ve bu odaların kapılarının açıldığı genişçe sofa vardı. Sofanın önündeki balkondan aşağı kata inilirdi. Çıkmaz sokak tarafından tek kat, Gümüşhacıköy’ün ortasından geçen Çay tarafından bakıldığında ise kot  farkı nedeni ile çift kattı. Dere tarafındaki kapı çift kanatlıydı ve avluya açılırdı. Bu kapı yaz kapısı idi. Bağ, bahçe, tarla faaliyetleri, Fırında yakmak için yazdan bin bir zahmetle  topraktan sökerken avuçlarımızın parçalandığı tarlada  kurutulup bağlanıp eve getirilerek konu komşu ile birlikte yaktığımız tütün saplarının altında muhafaza edildiği kuruluk, Buğday ambarı,Un ambarı, Çamaşır yıkama taşı, ocak, odunluk, ahır, Kışlık zahire ve her sonbahar mutlaka mal pazarından alınan Taşan dağında yayılmış ineğin evde kesilerek etinin pastırma, sucuk, kavurma vb.yapıldığı,Turşu, meyve gibi ürünlerin stoklandığı adeta soğuk hava deposu kiler, karşısında da kurutulmuş tütün yapraklarının yaklaşık bir ay boyu kalitesizlerinin ayıklanıp düzenlenerek balya yapıldığı ve aynı zamanda babaannemin hemşehrilerimize kilim dokuduğu kilim  tezgahı,sporculara konç, çorap ördüğü manuel çorap makinesinin olduğu oda vardı. Kiler ve odayı ayıran koridorda üç gözlü muazzam bir buğday ambarı vardı. Gümüşhacıköy’ün en tanınmış Bakır ve kalay ustası rahmetli dedem Mikayil usta kışın dükkanında faaliyet gösterir, yaz aylarında sportif deyimle deplasman diyebileceğimiz çevre il ve ilçelerin köylerine gider buralarda yaz boyunca birkaç köyün bakır kaplarının tamirini yapar,hakkı ile kalaylar herkesin borcunu deftere yazar buğday hasatında da borca karşılık buğday alır, önceleri kağnı katarı ile daha sonra at arabaları ile eve getirilir söz konusu ambara çuvallar boşaltılırdı. Bir kısmı ihtiyaç oldukça değirmene gönderilir un yaptırılıp mahalle fırınlarında ekmek, haşaşlı, pide olarak pişirilir hamur teknesi ile fırından eve gelene kadar yaydığı nefis kokuyu alan komşulara sıcağı ile dağıtılarak eve getirilir kilere koyulup yaklaşık bir hafta lezzetlice yenirdi. Bayatlamaya yüz tuttuğunda da soba üstünde ısıtılırdı.Un dışında bir kısmı sokularda döğülerek nişasta çıkarılır, bir kısmı seten’de ve el değirmeninde  işlemden geçirilerek yarma bulgur yapılır, bir kısmı da buğday pazarında satılarak diğer ihtiyaçlar karşılanırdı. (Kalaycılıkla ilgili bir yazı hazırlamaya çalışıyorum)

Çay’a bakan çift kanatlı sokak kapısında zil ve kapı kolu görevi yapan demir halkanın duyulur duyulmaz cılız bir sesle seri şekilde vurulduğunu farketmemle hemen kapıya yöneldim. Açtığımda,7-8 yaşlarında annesi ile tek bir odada yaşam savaşı veren aile dostumuz anamın ahiretliği, bugünki deyimle kankası, has arkadaşı Aysel ablanın tek varlığı hepimizin çok sevdiği oğlu Tarkan’ın ayazdan titreyerek ve olağanüstü bir heyecanla  ‘Berç abi annem öldü. annem öldü ‘diye feryadıyla şaşkına döndüm. Adeta dilim tutulmuştu. Bir saat önce bizden neşeli bir şekilde ayrılmışlardı. Yaşlı değildi. Sağlıkla ilgili herhangi bir sorunu yoktu, nasıl olurdu? Zemheri.Şubat ayı ve akşam saatleri.Yerde yaklaşık  60 santim kar ve onu kollayıp korumaya çalışan acı bir tipi soğuğu var. Elinden tuttuğum gibi kapımızın önünden geçen derenin karşı ve uzakça tarafındaki evlerine ters yöndeki köprüden geçerek karlara bata çıka ne aralık ulaştığımı hala bilemediğim, Bir kapısı Merzifon Caddesine  bakan diğer kapısı dereye bakan oldukça büyük bahçenin ortasındaki ana binanın müştemilat ı sayılabilecek   tek odalı evlerindeydik. Aysel ablam yerde baygın halde yatıyordu. Babam ve annemde  yetişmişlerdi. O zaman hemen hemen hiçbir evde telefon ve İlçemizin hastanesi olmadığından, Adatepe Mahallesinde Y. Merzifon Caddesi üstünde ve Doktor lojmanın da burada olduğu tek sağlık kuruluşu Sağlık Ocağına tabana kuvvet seğirttim ve Lojmanında istirahat halinde olan ve halen de sağ ve esenlik içinde olmasını temenni ettiğim Dr.Halil Kurt’a durumu kısaca arzettim. Halil Bey’in otomobiline binerek kardan buzdan kayma korkusu ile yaklaşık 500 metre mesafedeki  eve adeta bitmeyen bir sürede  ulaştık. Babam ve annemin kendilerince yaptığı girişimle ile Aysel abla kendine gelir gibi olmuştu. Doktor Bey hemen müdahale etti ve’ korkulacak bir şey yok.Tansiyonu düşmüş tuzlu ayran verin ve yarın şu ilacı alın’ diyerek reçete yazdı. Rahat bir nefes almıştık. Halil Bey’i minnet duygularımızla yolcu ederken borcumuzu sorduğumda kabul etmeyerek  nezaketle‘ Görevi olduğunu’söyledi. Hastamız tamamen kendisine gelmişti. Bizleri çok kokuttuğunu ve her zaman iftihar ettiğimiz Tarkan’ın buna ne denli layık olduğunu konuştuk. Çaylar içilip şakalaşıldı. Teşekkür ve geçmiş olsun dilekleri ile ayrıldık. Sabah yine merakla gittiğimizde, geceyi uyuyarak sorunsuz geçirdiğini herhangi bir rahatsızlığının olmadığını öğrenerek güne mutlu bir şekilde başladık.

1970’li yılların ortalarında geçen bu olaydan sonrada katıksız riyasız dostluğumuz tüm komşularımızla ve hemşehrilerimizle  olduğu gibi  mezhebini kökenini hiç bilmediğim asla da merak etmediğim Aysel ablamlarla da yad ellere gidene kadar aynı sıcaklıkla hilesiz, riyasız, ayrısız, gayrısız, ötekisiz, berikisiz, bizsiz, sizsiz devam etti. Küçük Tarkan o gün doğal olarak evlerine mesafe olarak daha yakın yaklaşık 20 ev komşusunu  bırakıp kalben daha yakın bulduğu mesafe olarak daha uzaktaki bize gelmişti. Doğduğum ve 25 yaşına kadar yaşadığım yaşamaya doyamadığım, ömre bedel ,adı zikredildiğinde kalbimde tatlı bir sızı oluşturan, hayali cihan değen Hacıköy’ümle ve  hemşehrilerimle hep iftihar ettim, her platformda güzide hasletlerimizi belirtmeyi ödev bildim. Kahir çoğunluğunun hissiyatımı paylaştığına inandığım hemşehrilerim  yanında istisna olarak Zaman zaman ve çok az da olsa bazı yazılarda  ifade edilmeye çalışılan nevi şahsına mahsus fikir, kelime  ve üsluba rastladığımda acaba ben başka bir yerde mi doğdum? ve yaşadım diye kendime sormadan edemiyorum. Yüz yıllardır Hacıköy’lü büyüklerimizin nesilden nesile iftiharla aktardıkları güzel, özlenen yaşanmışlıklarla benim yaşadıklarım bire bir örtüşürken, az sayıdaki bu yazıların müelliflerinin halisane niyetlerine rağmen atadan deden Hacıköy kültürü ile yeterince yoğrulamadıklarından  yada Hacıköy’ü yeterince ve gereğince özümseme fırsatları olamadığından kaynaklandığı  kanısındayım.    

Hacıköy’lü olmak ve Hacıköy’lü kalmak dileği ile.

h A B E R E  Y o r u m  Y a z

                                                Bu Haberlere Yapılan Yorumlar  (  5 )                                                          
 

gerçek HACIKÖYLÜ'ye saygılar
istanbulda iken artin boynukalın abilerle görüşüyorduk keşke sizi o zaman tanısaydım sixinle hacıköylülük duygularınızı aynen paylaşıyorum
kamuran cansever Tarih: 6.4.2012                                                          
 
tşk
degerli hemşerim ne kadar tanışmasakda,ben adatape mahallesinden olup, ayrıca gümüşhacıköylü olmaktan her zaman gurur duyarım gerçekten şu yazmış oldugun yazın beni bir an o günleri gözlerimizin önünden flim şeridigibi geçti yüregine ve kalemine saglık bu kadar güzel anlatılır sizi kutlarım esn kalın..
muharrem koparan Tarih: 5.3.2012                                                          
 
Teşekkür
Sevgili Berç Abi eline ,yüreğine sağlık,Hacıköylü olmak ve hacıköylü kalmak bu kadar güzel ifade edilir,çok teşekkür ediyor,saygılarımı sunuyorum.
naci bayburt Tarih: 2.3.2012                                                          
 

Sayın Berç bey, Her ne kadar tanışmasakta bundan önceki yazılarınız gibi bunuda gerçekten zevkle okudum ve bahsettiğiniz kalaycılıkla ilgili yazınızıda merakla bekliyorum.Bana çocukluğumdaki Hacıköy'ü yaşattınız teşekkür ederim Sağlıcakla
Yaşar köylü Tarih: 27.2.2012                                                          
 
Tebrikler ve görüşmek dileğiyle
Kardeşim ve çocukluk arkadaşım Berç Sözüdoğru'yu özlem ve hasretle okudum.Yazdığı yazıda da tarif ettiği gibi evlerini çok güzel anlatmış.O günlere yeniden dödüm.Kendisine ve ailesine selam ve hürmetlerimi sunar,inşallah bir gün birlikte o günleri yad ederiz.Sosuz selamlar.
İsmail Avcı Tarih: 27.2.2012

Tüm Yorumlar

 

GHK ORTAOULU ESKİ MÜDÜRÜ İSMET KÖPRÜLÜ

 Muhterem KAYA

. . .
ÖLÜMÜ ÖLDÜRMEK (ŞEB-İ ARÛS)

 Prof.Dr.Safi ARPAGUŞ

. . .
SABIR SELAMET VE ZAFER

 Muzaffer TAŞDEMİR 

. . .
İLÇEMİZDE ESKİ BAĞ KÜLTÜRÜ

 Berç SÖZÜDOĞRU

. . .
KENDİSİ OLABİLME KEDİSİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK

 Nafiz  ULUKUŞ

. . .

BAĞ-KURLULARA MÜJDE!

 Oğuzhan DÖĞEN

. . .
Rıza Abinin Arkasından

 Rıza ŞENTÜRK (Çığır)

. . .

KUTLU DOĞUM HAFTASI

 Şükrü  EROL

. .
HAYATIN CİLVESİ, KADER

 SELEME ACAR

. .
PKK GİDİYOR DİYE ÜZÜLMEYİN

 Ahmet Mehmet SALİHLİ

. .
MESEL ANLATICILAR

 Av.Mahmut Tokgözoğlu 

. .
12 EYLÜL ÖNCESİ VE SONRASI

 Mustafa  TURGUT

. .
Ulema sahneden çekilince ne oldu?

 Siyami  AKYEL

. .
İLÇEMİZ TARİHİ MİNİ ÇARŞILARINDAN

 Ali ACAR

. .

 
Genel Haber
Bölgeden Haber
Güncel Haber
Hayatın İçinden
İçimizden Biri
Sanatkarlarımız
Esnaflarımız
Spor
Siyaset

İz Bırakanlar
Röportaj
Sizden Gelenler
Gurbettekiler
Haberiniz Var mı?
Özlü Sözler
Resimlerde Anılar
Eski Meslekler
Kurum Kuruluşlar

Kültür ve Etkinlikler
İlçemiz
İlimiz
Köylerimiz
Mahalle Muhtarlarımız
Anket Sonuçlarımız
Duyuru
Vefat
  Anasayfa

Ziyaretçi Defteri
Foto Galeri
Sohbet
Arşiv

         Sitemizdeki tüm haber ve araştırmalar site editörlerine aittir. İzinsiz kesinlikle kullanılamaz.

                               gumushacikoylu.net@gmail.com

Bölgeler ve Şehirler Bölgeler ve Şehirler

Siteye Hangi İl ve Ülkeden Giriliyor İzlemek İçin
Amasya, Gümüşhacıköy, Hacıköy, Hacıköylü, Gümüşhacıköyden Resimler, Gümüşhacıköy Haber, Sohbet ve Anılarda Gümüşhacıköy, Ali Acar, Hokumet, Hukumet, Hükümet, Radyo, Gazetesi, Tv, Gümüşhacıköy Resimleri, Gümüşhacıköyden Fotoğraflar,Gümüş, Gümüşhacıköy, Köyü, Gumus, Merzifon, Suluova, Kabaoguz, Kabaoğuz, Gümüşhacıköy Turna Bağlar, Kabaoğuz Şenlikleri, Köprülü Mehmet Paşa Camii, gümüşhacıköy bedesteni, gümüşhacıköy saathanesi, leblebi, gümüşhacıköy hamamı,Gümüşhacıköy Keşkek, Cumara Mahallesi, Adatepe Mahallesi, Ulubel Mevkii, ulubel, keltepe mevkii, hacıyahya mahallesi, saray mahallesi, artıkabat çay mahallesi, kilise, beylik çayırı, taşköprü, amasyakent.com, kabaoguz.net, amasya platformu amasyaplatformu